Pandemi Sonrası E-ticarette Kullanıcı Davranışları

Pandemi sonrası ‘yeni normal’

COVID-19 ile e-ticaret de “yeni normal” olma yolunda ilerlerken, e-ticarette kullanıcı davranışları da pandemi sonrası büyük değişiklikler gösterebilir.

Pandemi sonrası e-ticarette kullanıcı davranışları değişim gösterirken, markalar da “yeni normal” ve sonrasında neler yapabileceklerini tespit etmek için harekete geçtiler.

Elbette, sadece tüketicilerin bir e-ticaret sitesi üzerinde yaptıklarına bakarak, sonraki dönem için net kararlar almak mümkün değil. Bu verilerin bize söylediklerinin yanına uzmanların ve araştırmaların söylediklerini de koymak gerekiyor.

Değişimin ardındaki psikolojik faktörler

Özellikle tüketimin arkasındaki psikolojik faktörleri değerlendirmeden bu durumu analiz edebilmek güç. Bu bağlamda, 2013 yılında TCMB tarafından yapılmış “Tüketici Güveninin Tüketim Harcamaları İle İlişkisi Ve Öngörü Gücü: Türkiye Örneği” adlı çalışmada, Türkiye’deki tüketicilerin bilinen makroekonomik değişkenler ile tüketimi açıklamaya çalışan modern tüketim teorilerinin yetersiz kaldığı belirtiliyor. Çalışmaya göre salgın gibi belirsizlik dönemlerinde, satın alma davranışları netliğini kaybediyor ve tüketiciler kararsız hale geliyor.

Marmara Üniversitesi’ndeki “Consumer Confidence and Financial Market Variables in an Emerging Market: The Case of Turkey” adlı çalışma ise Türkiye gibi gelişmekte olan ülke ekonomiklerinde tüketici güveninin, finansal piyasa değişkenleri ve ekonominin mevcut görünümüne duyarlı olduğu ortaya koyuyor.

İyimser tablo harcamaları artırıyor

McKinsey ise global tüketici eğilimleri araştırmasında salgın döneminde iyimser tablonun harcamaları artırdığını gösteriyor. Biz de bu yazıyı hazırladığımız esnada, normalleşme çalışmalarıyla iyimser bir tablonun oluştuğunu görüyoruz.

Bunu McKinsey’in Nisan 2020’deki “A global view of how consumer behavior is changing amid COVID-19” raporundaki Türkiye verileri de doğruluyor. Katılımcıların yüzde 39’unun e-ticaret için ayırdıkları zamanı artırdıklarını ortaya koyan araştırma, yüzde 56’nın alışveriş harcamalarını kıstığını, %58’inin ise ekonomi ve kişisel gelişim sebepleriyle harcamalarla ilgili daha dikkatli olmak zorunda olduğunu gösteriyor.

PayTR verilerine göre en büyük artış market alışverişi ve sağlıkta

Tüketici harcamaları tüm dünyada yüzde 30-50 arasında düşüş gösterirken, değişim ise dünyada olduğu gibi Türkiye’de de belirli sektörleri vurdu. Tüm dünyada ve Türkiye’de en büyük olumsuz yönde değişim seyahat ve giyimde oldu.

PayTR olarak Türkiye e-ticaret sitelerinin Mart ayı verilerinden hazırladığımız oranlar da sektörel değişimi göz önüne seriyor. Sektöre göre online harcama tutarındaki değişim market alışverişleri için %186, sağlık için %168, kozmetik için %106, kitap ve kırtasiye için %69, kuruyemiş içinse yüzde 42 artış gösterdi.

Düşüş gösteren sektörler ise şöyle sıralanıyor: Otel (%84), uçak bileti (%62), araç kiralama (%79), mobilya (%55), tekstil (%43), otobüs bileti (%33), elektronik (%22), kuyum (%19).

Tutumlu ve dikkatli alışveriş dönemi başlıyor

Pandemi sonrası için de Ernst & Young’ın “Future Consumer Index” raporu tüketici davranışlarına ışık tutuyor. Küresel bir çalışmanın sonucunda hazırlanan rapora göre hayatta kalma güdüsünün ve panik yaklaşımının tetiklediği stoklama davranışlarının yerini, tutumlu ve dikkatli alışveriş alacak.

McKinsey’in raporu ise tüketicilerin harcamalarında temel ihtiyaçlara odaklanırken, diğer kategorilerde ise daha az harcama yapmayı düşündüklerini gösteriyor.

Fiziksel etkinlikler azalacak

Araştırma şirketi GfK’nın COVID-19 sonrası alışveriş tercihleriyle ilgili yaptığı çalışma, enteresan veriler ortaya koyuyor. Her üç kişiden ikisinin restoran ve eğlence yerlerine gitmek yerine evde kalacağını belirttiği çalışamda, online spor yapmayı tercih edeceğini söyleyenler ise %58 oldu. Araştırmaya göre katılımcılar, tiyatro, sinema, konser gibi kültür sanat aktivitelerine de %51 oranında uzaktan katılmayı tercih edecekler. Bunların hepsi e-ticaret üzerinde de olumlu etkisi olacak veriler, ancak bu verilerin ışığında, özellikle fiziksel kanala sahip markaları COVID-19 sonrasında zor bir dönem beklediğini söyleyebiliriz.

Fiziksel yerine siber ortamın tercih edileceği bir dönem yaklaşıyor. Bu noktada da, markaların mesajlarını daha titiz bir şekilde hazırlamaları ve tüketicilerin davranışlarını takip ederek, planlamalarını buna göre yapmaları gerekiyor.